hertelden heryerden

ben şahsen bizzat kendim
her konu hakkında herşey !

5 Şubat 2011 Cumartesi

sessiz gitmeler

Yalnızsındır, yalnız sendir, yalnız seninsindir sana kalan senle. Ardında bir kalabalık, bir yalnız.. Gittiğin uçurumun ucundaki tek sensindir. Sen ve sen..


Yine başbaşasındır kendinle.. Yine yalnız kalcam kendimle derken bu kez düşüncelerin sarar etrafını. ve yine kalabalıksındır senle.. Aklın bir boş bir tam bir yarim.. Önce sokulursun kendine sessizce, sonra dinlersin içindeki kalabalığı.. Yap der sana doğruyu yap, ancak söylemez sana neyin doğru olduğunu.. Düşünür ve yaparsın, eldeki sonuçlarla da ölçmelisin doğruluğunu. Ama istemezsin yüzleşmek kendinle.. ve ölçmezsin.. Sadece uygular, susturursun aklını... Ya yüreğini? Hiç konuşturmazsın ki zaten, onu anında öldürürsün .. hakki olmaz hiçbir zaman konuşmaya, yorum yapmaya.. Bir ölü konuşamaz zaten, yürek öldü ya o da konuşamaz...


Onca mücadelenin ardından yalnızlık mi galip geldi gele gele.. Daldan 3 imge düştü sana da yalnızlık düştü.. Neyseki bünye alışkın yalnızlığa.. Tanımadık bir yabancı değil.. Alışkın alışkın olmasına da hala öğrenemedi onla ne yapacağını ne yapması gerektiğini... Çok acımaktan mi acınacak hale gelir yalnız! Yalnız yalnız değil bir de yalnız var onun yalnızlığına yalnızlık katan.. her daim destek her daim yanında her daim başucunda. En ufak bir durumda koşar gelir hiç gitmemecesine. Bir de yüzsüzdür kovarsın gitmez, o galip gelir.. O hep var olacak ama senle ama sensiz . Ne kadar kovarsan kov arsızca doncek ve seni bulcak.. Bir de hesap sorarak yine bana kaldin diyecek.. Cevap verebilir misin? Veremezsin, kimse cevap veremedi yeryüzünde bugüne kadar ona. Sende veremezsin..


Ama isteyerek ama istemeyerek o hep yanında hiç birakmicak seni bundan sonra...

4 Şubat 2011 Cuma

dengesiz dengeler

Yanlış ya da doğru bilmeden uğruna koşmak mıydı mutluluk? Yoksa bekle ve gör mantığını uygulamak mı? Peki bu ikiside uygulanmış ama elde sıfır varsa ne yapmalı?

Hergün yeni bir gün, yaşadığımız her an yeni bir başlangıçsa değerini çok iyi bilmeliyiz. Bilmeli ve göstermeliyiz. Zamansız davranışlar yersiz üzüntüler çalmamalı o "an"larımızı Çünkü varolmak demektir o "an"lar. Yine o "an"lar hesapsızca gelişir ve sana sadece ayak uydurmak kalır. Uydurmak zorundasın, uyamadığın zaman "an"ları silmelisin.

Sen bir ansın yaşanan bir zaman... Denge kavramının şaştığı şu günlerde hakimiyetin kayıtsız şartsız kendinin olmalı. Silmeyi bilip, hayatı öğrenmelisin..

3 Şubat 2011 Perşembe

taniyamadik tanidiklar

İlk yazımda böyle giriş yapmam çok mu sert oldu dedim ama  düşündüm düşündüm daha uygun bir başlık bulamadım.. Ne denir ki aslında tanıdığımız ama tanıyamadığımız hale gelen soyutlaşmalara...

En güzel anlarındır,paylaşırsın.. yılların birlikte geçer, hatta kimi zaman ailenden yakin hissettirirler.. birkaç zaman gözden kaybolursun , PUFFF! dolu dolu yasanan o yıllar aslında hic yaşanmamış gibi, hatta bir zaman sonra sanki hiç tanışmamışsınız, birbirlerinizin hayatlarına karışmamışsınız gibi olur.. Önce uzulur sonra öylece bakar, üzülür, izlersin.. hayat akip gidiyor ne de olsa dimi! ama doğru ama yanlış. eksiğiyle fazlasıyla yaşanacaktı bunlar zaten. suçlu mu arıyorsun.. kendinsin en büyük suçlu.. olanlara sustuğun için, yalnız kalmayı istediğin için, yanlış anlaşılmalar olmasın kimse kırılmasın diye boyun eğdiğin için.. sucun en büyüğü sende, sana bu duyguları yaşatmalarına izin verdiğin için...


Tıpkı armutlar gibi sende olgunlaşıyorsun zamanla. armut üzülmez ama; çünkü düşünemiyor. peki ya sen? sende düşünemiyor musun,yoksa çok mu düşünüyorsun.. çok düşünüyorsan kime yarar bu? kimseye! pratik yolu uygula sende birçokları gibi.. düşünme, üzülme! kimseyi de fazla sevme,güvenme çabucak herkese.. onlar asla böyle olmaz çok farklı siz bilmiyorsunuz deme. deme çünkü sende bilmiyorsun.. ve bilmediğini öğreniyorsun.. iyi veya kotu, öğreniyorsun ya, hayat sana birşeyler öğretiyor ya, şükret haline.. zavallılardan olmadığın için şükret.. şükret değerleri hala bildiğin için.. şükret nasibini aldığın için...


Tüm tanıyamadık tanıdıklara selamlar, saygılar, hürmetler
Ben tanınamadık kalabalık...