hertelden heryerden

ben şahsen bizzat kendim
her konu hakkında herşey !

17 Aralık 2012 Pazartesi

yaratıcı fikirler

internette dolaşırken çok eğlenceli bulduğum bir fikri paylaşmak istedim :)

Çok eğlenceli değil mi? :)

hayvancıklı ojelerim :)



Gittim Gördüm Yazdım




Ablam

Taksim'de gecenin ilerleyen saatlerinde yerli ve yabancı ancak daha çok yerli çalan bir mekan arıyorsanız, iletişimci Özgür Aras'ın projesi, önceki adı Eelence olan, şuanda Ablam ismiyle hizmet veren kulübe gidebilirsiniz. 17.08.2012 de kapılarını Ablam olarak açan mekanın yeni ismiyle daha samimi bir ortam yakaladığı kesin. İsim ilk bakışta çok tatlı duruyor,  kulağa hoş geliyor, samimi hissettiriyor.

Özgür Aras'ı twitterdan takip ediyor ve Ablam ile ilgili sosyal medyada çok güzel bir ilgi uyandırdığını başından beri izliyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse adını ilk duyduğum andan itibaren ben de merak etmiştim.

Neredesiniz diye soran arkadaşlara söylemesi çok keyifli :)
-Neredesiniz?
-Ablam'da! :) (üstelik bir ablam da yokken)

Açıldığından beri bilmeme rağmen gel gelelim bu mekana ancak bu 15.12.2012 Cumartesi günü gitme fırsatım oldu. Tıklım tıkış bu mekana girmek için önce biraz kapıda bekliyorsunuz. Çünkü dış kapı ve iç kapı arasında küçücük bir alanda vestiyer var ve o küçük alana rağmen yoğun bir kalabalığı kaldırıyor. Kışın gidecekler için bir dip not: Kısa monta tamam ama uzun kaban, palto vs. vestiyere bırakmadan içeri giriş yok! Zaten içeri girebildikten sonra bu nedeni haklı buluyorsunuz. Zira iğne değil toplu iğne başı bile atsan yere düşmeyecek cinsten.

Biraz ilerlemek isterseniz o küçücük yerde bar kısmına yaklaşık yarım saatte varabilirsiniz, kendinize duracak bir yer bulana kadar neredeyse bir yarım saat daha geçiyor ve yaklaşık 45 dk içinde siz de kıpırdamasız bir yere yerleşmiş olabiliyorsunuz. Eğer insanların geçiş yolunun üzerinde durursanız da zaman zaman oynamanıza gem vurulabilir.

Kısaca içerdeki yoğunluğu anlatmak gerekirse Metrobüse binenlerin yadırgamayacağını düşündüğüm bir mekan. Hatta kelimenin tam anlamıyla şunu söyleyebilirim ki burası tam bir "Müzikli Metrobüs" :)

Aslında, Cumartesi geceleri Ablam kadar olmasa bile birçok mekan tıklım tıkış değil mi? Şöyle bir gerçek var ki eğer siz gerçekten eğlenmeye çıkıyorsanız müzikleri ve gelen insan profili dışında mekanın çok da fazla bir önemi yok. Şarkılar son derece başarılıydı ki o daracık alanda Ajda Pekkan'ın o güzel şarkıları  ile de oynadık Gangnam Style'la da! :) Yani sonuç olarak ben eğlenmeye çıktım ve çok eğlendim!

Detaylara geçmeden mekan hakkında fikir edinmek isteyenler için aşağıda birkaç fotoğraf paylaşıyorum:







Detaylar ise şöyle:

“Ablam” 22:30 - 05:00 saatleri arasında Salı’dan Cumartesi’ye haftanın 5 günü açık.

Haftasonu giriş & 1 yerli içki: 35 TL
Vestiyer: 10 TL
Vale park hizmeti mevcut

Adres: Asmalımescit Mah, Meşrutiyet Cad No: 83
Para Palas Oteli Kar
şısı (Eski Eelence) Beyoğlu / İstanbul
Tel: 0536 594 11 39




13 Aralık 2012 Perşembe

Bozulan Değerlerimiz

Hayatımda edindiğim ilkeler varsa -ki var- onlardan biri de şudur ki; Eğer dilime gelen cümleyi hakkında konuşacağım kişinin yüzüne söyleyemiyeceksem bunu söylemem. Fakat ne var ki birçokları böyle değil. Yüzüne gülerken arkadan harikulade işler çevirebiliyorlar. Peki ama niye? Ben birisini sevmezsem eğer ister istemez bunu karşımdakine saygısızlık yapmadan belli ediyorum. İstemdışı gelişen bir iticilik zaten oluyor bir de bunun üstüne canımlı cicimli konuşmanın mantığını kavrayamadım ve sanırım hçi kavrayamayacağım da.

En komik olanı da bence şu ki: Sana gelip A kişisi ile ilgili atıp tutarken bir zaman sonra o A kişisi hakkında sanki hiç kötü konuşmamış gibi muhabbetine devam edebiliyor olması. Tabii ki insanların görüşleri, fikirleri, davranışları değişebilir. Bu konuda ben de hemfikirim. Peki nedir bunun sınırları? Çünkü bu sıkı muhabbetten yine kısa bir zaman sonra sıkı bir dedikoduya dönüş varsa benim burada kullanacağım tanım ancak "yüzsüzlük" olur.

Yaş, mevki ne olursa olsun, insanlarda bir ego var ki tavan yapmış almış başını gidiyor.  Kendine güven elbette saygı duyulması gereken bir davranıştır fakat ben anladım ki ego savaşı bambaşka birşeymiş. Kendimi şanslı sayıyorum çünkü bu kavramı tanıdım, bildim, öğrendim. Ve bundan sonra adımlarımı buna göre daha dikkatli atacağım.

     
     

En sonunda varacağımız nokta böyle olacak herhalde:)

12 Aralık 2012 Çarşamba

çekiliş haberleri



Bir yılbaşı çekilişi haberi de Beautiful and Sweats blogundan. Çekiliş için tıklayın





surdarcenciel den hediyeler için tıklayın






Pek hanım hanımcıktan hediyeler için tıklayın

Hayatın Neresindeyiz?

    Uzun bir zamandır düşünüyorum, gerçekten bizler tam olarak hayatın neresindeyiz? Var mı bu hayatın bir ilerisi, gerisi, sağı, solu. 

    Özellikle bu aralar sıkça sorgularken buluyorum kendimi. Sonra hep bir adım önde olmaya çalışırken anı kaçırdığımız aklıma geliyor. Bunun farkında olan sadece ben değilimdir elbette. Ancak, farkına varıp da bu durumu değiştirmek için çaba gösteren kaç kişiyiz? Kendimi de katarak soruyorum çünkü artık bende anı kaybetmeme kararı aldım. Benim gibi sürekli sonrayı düşünerek hareket eden birisi için oldukça zor bir karardı. 

    Aslında bu kararı almamda bir arkadaşımın büyük katkısı var. Her günümü hatta her anımı programlayan biri olduğumu çok iyi bilen bir arkadaşım bir gün bana dedi ki: "Zeynep; hiç yorulmuyor musun? Sürekli ileriyi düşünerek konuşmaktan, sonrasını düşünerek ağzından çıkan her kelime yormuyor mu seni?" O an düşündüm ki ben farkında olmadan kendimi, beynimi, ruhumu öyle yoruyorum ki... Hatta o kadar ki, eğer ben böyle söyler ve farklı davranırsam olmaz diyerek kendimce cümlelerimi tartmadan düşünmüyorum bile. -dum yani. Kısa bir süredir de olsa şimdi elimden geldiğince eskisi kadar ileriyi düşünmeden "an"a odaklanarak yaşamayı öğreniyorum. Hassaslığımdan, beni ben yapan özelliklerimden bir şey kaybetmeden devam edebiliyorum. Ve anlıyorum ki zaten zor olan hayatı daha da zorlaştırmanın manası yok. 

    Hayatı basit düşünüp, düz yaşamak daha kolay. Kolay ve sancısız.. Ya da az sancılı :)


papyoncuklu ojelerim :)


6 Aralık 2012 Perşembe

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun :)

Yeni yılda kendi ellerimizle yapabileceğimiz ya da kolayca edinebileceğimiz ufak tefek hediyelikler :)















Mutfakta Harikalar

İnternetten bulduğum, çok uğraşmadan mutfakla harikalar yaratabilecek, yapımı kolay fikirler :)











O kadar da zor görünmüyor değil mi? :)

Doğum gününüze gelenlere ufak bir hediye önerisi

Bu sene 10 Mayıs benim için çok önemli bir gündü. Çeyrek asır doluyordu!
Herşeyi çok güzel hayal etmiştim ve öyle de oldu.
Ben de bu özel günümde beni kırmayıp yanımda olan arkadaşlarıma kendi
ellerimle bir teşekkür hediyesi yaptım.
"Diş kirası" olarak da adlandırılan benim hediyelerim :)